Haber: Pınar İlayda Pekin
Kartal’daki Anadolu Adliyesi’nde görülen duruşmada mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararı sonrası dosyayı yeniden ele aldı ve sanık Yunus Yıldırım’ın 26 yıllık hapis cezasının devamına hükmetti.
Merve Veziroğlu davası, Ağustos 2023’te, eski eşi Yunus Yıldırım tarafından evinde uğradığı 58 bıçaklı saldırı sonrası hayatta kalan Merve Veziroğlu’nun adalet mücadelesidir. Soruşturma, sanığın eyleminin “öldürme kastıyla” gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve “gönüllü vazgeçme” hükümlerinin uygulanamayacağı üzerine kurulmuştur.
Hukuki Süreç ve Tarafların İddiaları
Kartal’da bulunan Anadolu Adalet Sarayı’nda görülen davanın karar duruşmasında mahkeme heyeti, üç aşamalı bir yargılama süreciyle sonuca vardı.

Davanın ilk etabında müşteki Merve Veziroğlu, saldırının planlı bir cinayet teşebbüsü olduğunu vurgulayıp, sanığın “gönüllü vazgeçme” iddiasını çürüterek en ağır cezayı talep etti. Avukatı da 58 bıçak darbesinin bulunduğu bir durumda bu savunmanın kabul edilemeyeceğini belirtti.
İkinci oturumda söz alan sanık Yunus Yıldırım ve avukatı ise, olayın ani bir kıskançlık krizinden kaynaklandığını öne sürdü. Savunma, Merve Hanım’ın sosyal medyada yer almasının müvekkilinde “haklı kıskançlık” yarattığını ve mal varlığı tükeninceye kadar evli kaldıklarını belirterek, somut olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini savundu.
Sanığın eylemine kendiliğinden son verip 112’yi aradığını, yaralara tampon uyguladığını belirten avukatı, bunun “gönüllü vazgeçme” olduğunu öne sürdü. Savunma, sanığın rızaya dayalı yakınlaşma amacıyla odaya girdiğini belirterek, İstanbul’a gelmeme şeklinde adli kontrol uygulanarak tahliyesini talep etti.
Mahkemenin Kararı ve Cezalandırma
Mahkeme heyeti, üst mahkemenin bozma kararını ve tüm delilleri tekrar dikkatle inceledi. Heyet, savunmanın “gönüllü vazgeçme” ve “haksız tahrik” iddialarını hukuken kabul etmeyerek, 58 bıçak darbesinin doğrudan “öldürme kastını” ortaya koyduğunu hükme bağladı. Bu doğrultuda sanık Yunus Yıldırım; “Eşe karşı kasten öldürme teşebbüs” suçundan 20 yıl, “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ise 6 yıl olmak üzere toplam 26 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin bu kararı, kadına yönelik şiddet davalarında emsal niteliğini korurken, adalet arayışında önemli bir duruş sergilenmiş oldu.


