

İşte Cengiz Doğan’ın “Kimsenin sağduyu beklemeye hakkı yok. Hangi sağduyudan bahsediyorsunuz?” başlığını taşıyan yazısı:
* * *
Hangi Sağduyu..?
Kimsenin sağduyu beklemeye hakkı yok. Hele siyasilerin hiç yok.
Her gün şehit verilirken, çıkıp hamasi nutuk atmaya da kimsenin hakkı yok.
Artık herkes tavır almak durumunda… Kim neyi istediğini bilmeli…
Daha kaç ocağa ateş düşecek? Kaç gencecik fidan kahpeler tarafından kurşunlanacak? Ve daha bunun adı nasıl barış olacak, nasıl demokrasi olacak?
Hangi sağduyu o annenin içindeki yangını söndürecek? Ve daha ne kadar bu duruma seyirci kalacağız…
Öfke patlaması mı bekleniyor?
Beyler yapmayın. Ölen bizim evlatlarımız, giden bizim canlarımız.
Yeter artık… Daha neyi bekliyorsunuz?
Türkiye büyük devlet diyenler, büyük devlet olmanın gereğini yapsınlar.
Ama kimse bizi artık; “Bin misli karşılık verilecek, kararlı tutumumuz devam edecek” sözleri ile kandırmasın. Artık ‘cek-cak’ lar ile biten kelimeler istemiyoruz.
Askerimize, polisimize, sivil insanlarımıza kurşun sıkanların da, onlara yardım ve yataklık edenlerinde cezalarının verilmesini istiyoruz.
Ne zaman mı? Şehitlerimizin kanı kurumadan…
Bu vatan için 24 değil, yüz binlerce şehit vermiş bir milletin evlatları olarak, tarihimizde hiçbir zaman böylesine içeriden hançerlenmedik. Böylesine bizim ekmeğimizi yiyip, bize kurşun sıkanlar olmadı.
O zaman onların yaşamaya da hakkı yok.
Daha önce de söyledim. Demokrasi, insan hakları gibi süslü kelimelerle örtülemez bu kalleşliğin üstü. Barış istiyoruz, diyalog istiyoruz çağrıları ile de cilalanamaz üstelik.
Evet; Türk halkının artık sabrı bitti.
Türkiye 24 evladını daha teröre kurban verdi. 24 genç fidanı daha bu toprağın bağrına verdik. Gözümüz yaşlı, içimiz kan ağlıyor.
Başımız sağ olsun. Başın sağ olsun Türkiye’m…


