Warning: DOMDocument::loadXML(): Start tag expected, '<' not found in Entity, line: 1 in /home/anadoluyakasi/public_html/wp-content/plugins/premium-seo-pack/modules/title_meta_format/init.social.php on line 483

Tolga Zıpkınkurt ile maketçilik üzerine…

Tolga Zıpkınkurt ile Göztepe İş Merkezi’nde evcil hayvan malzemeleri sattığı dükkânında tanıştık. Önce ilginç soyadı dikkatimi çekti. Dedesinin babası, Soyadı Kanunu’nun çıktığı yıllarda (1934) Kurt soyadını almak istemiş, aynı seçimi yapan birçok aile olduğunu öğrenince Zıpkınkurt soyadını tercih etmiş. Zıpkınla avlanan büyük dede sayesinde, Türkiye’de yaklaşık 25 kişi bu ilginç soyadını taşıyor. Aile, bir asırdır İstanbul’da yaşıyor; daha önce yaşadıkları Edirne’ye ise Kırım’dan göç etmişler.

Dükkânın girişinde olağanüstü bir akvaryum var. Bir duvarında Tolga Bey’in yaptığı Myra Kaya Mezarları (Likya), içinde biri albino olan ilginç kurbağalar ve melek balıkları ile görsel bir şölen… Tolga Bey, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Animasyon Bölümü mezunu. Eğitimini tamamladıktan sonra TRT İstanbul televizyonunun bir projesi için tarih danışmanlığı ve sanat yönetmenliği yapmış. Önceki yıllarda sadece kendisi için filmler gerçekleştirmiş.. Uzunca bir süre fotokopi ve ozalit işleri yapmış, fakat aklı hep 6 yaşından beri merak sardığı maketlerdeymiş. İlkokul birinci sınıftayken İstanbul Havacılık Müzesi’ne (Yeşilköy) gittiğinde tanıştığı maketçilik, daima hayatında önemli bir yer tutmuş. İlk maketi, müzeden aldığı malzemelerle yaptığı 1/72 ölçekli Speedfire pervaneli modelmiş. Bugüne kadar yaptığı maketlerin çoğu 2. Dünya Savaşı ile ilgili…

Yoğun bir iş temposu, eşi, kızı, evi derken maketlere yeteri kadar zaman ayıramadığı için 2013 yılında Göztepe’de Jako Pet Shop’u açmış. Burada hem evcil hayvanlar için mama, tasma, oyuncak, yatak, kum, şampuan, koku giderici, vb. gibi her türlü malzemeyi satıyor, hem de dükkânında maket yapıyor. Bu hobisine öyle bir gönül vermiş ki; Miniatürk’te (İstanbul), Minicity’de (Antalya) ve Madurodam’da (den Haag) eserleriyle adını duyurmuş. Özellikle Minicity’de emeği büyük, uçak vernikli eserleri için gece gündüz çalışmış.

DİSİPLİNLİ BİR EKİP İŞİ…

Tolga Zıpkınkurt’tan maketçiliğin disiplinli bir ekip işi olduğunu öğrendim. Sanatla ilgili kişiler ve montaj hattı, uyum içinde çalışmak zorunda… Tolga Bey, bu büyük projeleri gerçekleştirirken Güzel Sanatlar Fakültesi Resim ve Restorasyon bölümünden mezun 12 sanatçıyla çalışmış. Dolmabahçe Sarayı, Hıdiv Kasrı, Haydarpaşa Garı gibi eserlerden ikişer tane hazırlamışlar.

MAKET SEKTÖRÜ, TÜRKİYE’DE YETERİ KADAR GELİŞMEMİŞ…

Zıpkınkurt, son on yıldır 1/35 ölçeği tercih ediyor. Maket sektörünün ülkemizde çok küçük olduğundan, aradığı malzemeleri bulmakta zorluk çektiğinden, bazılarını kendisi imal etmek zorunda kaldığından şikâyet ediyor. Son yıllarda maket malzemeleri ithalatı da azaldığından, boya bulunsa da özel tineri bulunmuyor, iyi modeler Türkiye’ye getirilmiyor. Makete merak saranların çoğu evinde bu hobisini geliştirecek yer bulamıyor, bilgiye zor ulaşıyor, birçok metodu kendisi keşfetmek, birçok soruna kendisi çözüm bulmak zorunda kalıyor. Bu durum da hem zaman, hem de para kaybına neden oluyor.

MADDİ OLARAK ZOR BİR HOBİ…

Diorama, maketi bütünleyen kurgu mekâna verilen ad… Örneğin bir tankın bulunduğu yerdeki kaya, taş, bitki, vb. ile dekor hazırlanıyor. Zemin hazırlamak oldukça zor… Bu hobinin tutkunları maddi olarak da zorlanıyorlar. Airbrush kullanmak için, çok pahalı olan airbrush ve kompresöre ihtiyaç var. Tolga Bey ve arkadaşları, yıllar once kompresör yerine bir şambreli şişirtip, serum hortumu ile kullanmışlar! Bir ara da çıkma buzdolabı motorundan yararlanmışlar! Maketçilik onun için gerçekten bir tutku, ama bu konuyla ilgili hiçbir derneğe üye değil; yarışmalara da girmiyor, jüri üyesi olmayı da reddediyor.

1 METRELİK GEMİ MAKETİ…

Tolga Zıpkınkurt, Bizans ve Osmanlı tarihine ilgi duyuyor, ama maket denince aklına sadece 2. Dünya Savaşı dönemi geliyor. Dükkânındaki maketler hakkında uzun uzun bilgiler veren Tolga Bey’in 1 metre uzunluğundaki gemi maketi de bir hayli ilgimi çekiyor. Tolga Bey; “Versay Antlaşması’na göre Almanlar, belli bir tonaj üzerinde gemi imal edemiyorlardı. Ama düşmana karşı koyabilmek için de güçlü olmak zorundaydılar. Denizaltı malzemeleri gelişmemişti. Maketini gördüğünüz geminin boyu 35 metre idi. Yani gemi değil, tekne demek daha doğru olur. Ahşaptı, üzeri giydirme sactı. Altı düz olduğu için kumsala baştan kara yanaşabiliyordu. 4 torpilinin her biri, muharebe kruvazörünü batırabilecek güçteydi. Mercedes Benz motor kullanılmıştı. 3 uskur olması gerekenin üç misli boyuttaydı. Rotterdam’dan Atlantik’e geçip, vurup kaçan hayalet gemiydi. Hollanda’da gerçeklerinden örnekleri var” diye anlatıyor.

Zıpkınkurt’un tek dileği ise, bu hobiye ilgi duyanların artması…

 

sporvitrini

Hakkında Sedef Turan

Bir Cevap Yazın

x

Check Also

Holiday Inn Tuzla

Holiday Inn Tuzla hizmete girdi

Anadolu Yakası yeni bir otel daha kazanarak, beş yıldızlı otel sayısını 22’ye çıkarttı. Tuzla sahilinde “Holiday Inn Istanbul ...