Nobel, Nobel, Nobel…

Daha göreve geleli 9 ay olmuşken ve de Amerikan Kongresi’ndeki değişik dengeler arasındaki barışı bile sağlayamamışken, Oslo’dan gelen acil yıldırım telgraf, Nobel Barış Ödülü’nü bomba gibi bırakmıştı kucağına…

Kimse beklemiyordu aslında bunu… Obama da şaşırdı ve mahçup bir ifadeyle karardan onur duyduğunu bildirdi. Keşke reddettiğini bildirebilseydi…

Ama o kadar erken hamle yaptılar ki, kendisini iktidara getiren güç odaklarını reddedemedi. Ve eli kolu bağlandı. Ya da başka bir ifadeyle, güç odaklarının yol haritasına kayıtsız, şartsız bağlanmak zorunda kaldı.

Neydi o yol haritası? Hep birlikte hatırlayalım…

Norveç Nobel Komitesi’nden yapılan açıklama: Obama’nın “Uluslararası diplomasiyi ve halklar arasındaki işbirliğini güçlendirme konusundaki olağanüstü çabalarından ötürü barış ödülünü” kazandığı ve “Çok az insanın yapabileceği ölçüde dünyanın dikkatini çektiği ve halkına daha iyi bir gelecek umudu verdiği; diplomasisinin, dünyayı yöneteceklerin bunu insanlığın ortak değer ve tutumları temelinde yapmak zorunda olduğu anlayışı üzerine kurulu olduğu” kaydedildi.

Ne açıklama ama!.. Açık açık, tüm dünyanın gözü önünde, hem de ödül vererek yapılan ayar… Ve reddedebilmek için Beyaz Saray’da çırpınan siyah barış güvercini…

Fazla çırpınamadı, nükleer silahların azaltılması ve dünya barışına katkılarından dolayı Nobel Barış Ödülü’nü verdikleri Obama, tüm dünya önünde ödülü “Eylem çağrısı” olarak nitelediğini söyleyerek verilen ayarı kabul ettiğini, yol haritasında kalacağını bildirmiş oldu. Zaten o gün bu gündür, nükleer silahlar ve 1 numaralı zanlı İran’la yatar kalkar oldu tüm dünya… Bu süreçte nükleer silahlar azaldı mı bilmiyorum, ama diğer silahların peynir ekmek gibi kullanıldığı savaşlar, her yerde kıyamet manzaraları sunmaya devam ediyor.

Şimdi de Nobel Barış Ödülü, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne gitti. Başkanı’da Türk… Gerçi biz bu Nobel filmini izlemiştik. Nükleer soslu, Amerikan ve İran sinemasının ortak yapımıydı. Devam filmi olması muhtemel yeni senaryoda, kimyasal bir siyaset hüküm sürecek. Suriye toprakları, doğal film platosu oldu bile çoktan… Başrolde Kerry ve Lavrov var. Obama ve Putin, kamera arkasındalar bu defa… Göz doktoru Beşar ise kötü çocuk…

Önceki filmden mütevellit, nükleer silahlarda bir arpa boyu yol alındığını söyleyebilir miyim bilmiyorum, ama şu aralar kimyasal silahların azalmaya başladığından kuşkum yok. Ama Nobel’in bu işe el atmasından kaynaklanmıyor bu durum…

Evet azalıyor, azalıyor ama masum insanlar üzerinde acımasızca kullanıldığı için azalıyor. Stoklar eriyor Nobel, aman dikkat et de, bu ince siyasetin seni eritip bitirmesin…

Ha Türk Başkan’a gelince… Onun için de lafımız hazır; Türk Milleti adına 3 defa NOBEL NOBEL NOBEL…

Veli DALBUDAK

sporvitrini

Hakkında Veli Dalbudak

Bir Cevap Yazın

x

Check Also

Duygudurum Bozukluğu

Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu ve Kış Depresyonu nedir?

Sonbahar bitip kış mevsimine girerken kendimizi hüzünlü hissettiğimiz oluyor mu? Evden çıkmak istememe, kilo ve iştahta değişiklikler, uyku ...