Japonların matematik zekası Feneryolu’nda vücut buldu…

Yolumuz Kadıköy Feneryolu’nda bulunan Japon Matematik ve Zeka Oyunları Merkezi’ne düştü. Merkezin kurucusu Mert Gürgüç ile bu merkezin nasıl ve ne sebeplerle açıldığını, nasıl faaliyetlerde bulunduklarını, ilgilenenlerin nasıl iletişime geçebileceklerini detaylı olarak konuştuk.

Mert Bey hem sizi tanıyalım, hem de bu merkezin kuruluş hikâyesini öğrenelim sizden…

Ben doğma büyüme Kadıköy’lüyüm. Uzun yıllar önce üniversite için Amerika’ya gitmiştim. Orada okurken bir yandan Japon restoranlarında çalıştım. Çocukluğumdan beri Japon kültürüne çok meraklıyım. Bozkurt Güvenç hocanın “Japon Kültürü” diye bir kitabı vardır. Onu çok küçük yaşımda okuyup bitirmiştim. Japonlar hakkında bilgim çok fazlaydı. Oraya gittiğimde ve iş istediğimde biraz sohbet sonrası hemen kabul ettiler, çünkü bilgilerime şaşırdılar. Orada çalışırken “soroban” denilen Japonların abaküsünü gördüm, çocuklar bunu kullanıyorlardı. Oradan aklımda kaldı. Daha sonra Türkiye’de Ferhat Çalapkulu vardır; Türkiye Beyin Takımları Kaptanı, Akıl Oyunları kurucusu. Kendisi arkadaşımdır ve onunla birlikte bu işlere merak saldım. Açıkçası bu işe beni o başlattı aslında. Japon kültürüyle de çok yakın olunca bu zeka oyunları, ikisi iyi denk geldi. İlgim sonucu tamamen Japonya’daki zeka oyunlarına yöneldim. Yurt dışından ailecek döndükten sonra Kadıköy Kızıltoprak’ta ufak bir merkez açtık. Burada ilk soroban kursunu başlattık.

Türkiye’de başka yok galiba?

Türkiye’de bunun hiç olmadığını gördük. Biz reklam falan da çok yapmadık, kendi çevremizden duyurmaya çalıştık. Epey ilgi oldu, ama biz bunu tek başımıza yapamayacağımızı biliyorduk. Onun için Japonya ile yazışmalara başladık, kendimizi tanıttık. Amerika’dan tanıdığımız Japonlardan referans verdik, çok ilgilendiler, hatta buraya kadar geldiler. Şansımıza Japonya’nın en eski soroban okullarından birisiydi ilgilenenler. “Houmei Juku” diye geçiyor. Houmei’nin kursu anlamına geliyor. Her mahallede bir juku vardır Japonya’da. Spor salonu gibi zihinsel aktivitelerin olduğu okullar bunlar. “Dojo” da bedensel aktivitelerin kursu oluyor mesela. Her mahallede mutlaka ya bir judo dojosu ya da bir soroban jukusu vardır. Geldiler, üç kuşaktan beri yapıyorlarmış. Birinci kuşak olan babaanneleri şu an 89 yaşında, kurucusu. Değişik bir hikayeleri var. Japonya hava bombardımanında bütün ailesi yok oluyor, kardeşiyle beraber sokaklarda yaşıyor. Manastırların rahipleri var, bu rahiplerin meslekleri var; kendocu vs, zanaatleri var. Bu çocukları sokaktan toplayan keşişin de zanaati, muhasebe gereci olarak sorobanmış. Çocukları eğitmeye başlıyor. Onların kültürleri bir başka tabii… Herkes kendi bölgesinde bir soroban okulu açıyor. Babaanne üniversiteye gidiyor, orada çevresi oluyor, oğlunu yetiştiriyor, oğlu o kursun sahibi oluyor, biz de torunu ile çalışıyoruz, yani üçüncü kuşak. Onlar dördüncü “dan” seviyesindeler. Soroban’da sistem Kyu’dan başlar, 10’dan 1’e kadar küçülür. 1 bittiğinde amatörlük bitmiş sayılır, sonra dan başlar. 1’den 10’a kadar dan çıkar. Onuncu seviye dan ustaları Japonya’da 50 kişi kadardır. 120 milyonluk coğrafyada düşünün. Bu insanlar kıymetli ve özeldir, maaşları özeldir. Mitsubishi firmasının en üst kademesinde özel odaları vardır mesela, hala hesapları onlarla yaparlar.

Burada zeka üstünlüğünden bahsediyoruz o zaman…

Şöyle söyleyeyim; hesap makinesi ile çıkmayan kesin sonucu soroban ile çıkartırsınız. Bunu veliler ve çocuklar da gördüler. Türkiye’de Japonya Abaküs Federasyonu’nun sertifikalı tek eğitimcisi benim. Girdiğim sınavdan yüzde 100 başarıyla geçtim, teşekkür sertifikası da verdiler. Önemsiyorum ve seviyorum çünkü. Beni üzen konu, bu kadar köklü bir sistemin ülkemize yanlış şekilde girmiş olması. Birkaç sene önce “Mental aritmetik” adıyla girdi. Televizyonlara falan da çıktılar. Hızlı hesap yapma, farklı ezber çeşitleri gibi. Veliler şundan rahatsızdı, o öğretmenler iki günlük eğitim almış kişiler. Bu rahatsızlık verici bir şey. Bizim eğitimlerimiz hala devam ediyor. Kolay bir iş değil. Seviye seviye devam ediyor. Karateyi ele alalım. Beyaz kuşak, iki günde siyah kuşak olamaz, burada da öyle.  Her üç ayda bir Kyu sınavı var ve geçen çocuğun federasyon onaylı sertifikası Japonya’dan posta ile geliyor. Karatedeki kuşak yerine seviyeler için renkli çıkartmalar var, soroban’ların üzerine yapıştırılıyor. Japonlar herşeyi düzenli olarak yapmışlar, biz kendimize çevirmeden bunlara uyuyoruz. Bir öğrencim var, birinci Kyu sınavına girdi. “Anzan”, yani akıldan hesaplama sınavıydı. Orada 80 soruyu 8 dakikada yaptı. “Matematiğim çok iyi” diyen bir üniversite öğrencisine verseniz, bu sürede yapması imkansız diyebilirim. Bu çocuk çok yetenekli, şimdi TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) sınavlarına hazırlanıyor. Bu sınav öncesi bu çocuğun özgüveni burada çok arttı tabii. Buradaki başarılı öğrencilerimizin hepsinin okulda matematik ortalamaları 100. Öğretmenleri artık onlara soru sormuyorlarmış. Öğrencimiz anzan sınavını geçti, ama abaküs üzerindeki soroban sınavı zor bir sınav. Ona hala çalışıyorlar, o sınavı da vermek istiyorlar. Beynin iki lobunu da çalıştırdığı için, “Sabah kalktığınızda bir 5-10 dakika anzan soroban yaparsanız, okula gittiğinizde işitsel görsel hafızanız açılacak” diyor Japonlar çocuklara. Emre isimli bahsettiğim öğrenci 13 yaşında, Japonlarla online olarak yarışıyor, Türkiye rekoru onun elinde. Üç basamaklı beş sayıyı 3-5 saniye arası bir sürede toplayıp yazıyor.

Aileler, çocuklar bu eğitimi pek bilmiyorlar ama. Okullar da öyle sanırım…

Tanıtım çok fazla yapmadık ama birkaç okula biz gittik, hayal kırıklığıyla döndük. Bazı yöneticiler; “Ne işe yarayacak bu, hesap makinası var” gibi yaklaşımlarda bulundular.

Yok artık! O zaman bilgisayarlar var, herkes evde otursun.

Japonya’da hiçbir çocuğun elinde ne bir akıllı telefon, ne bir tablet göremezsiniz. Belki 15-16 yaşına kadar. Bazı okullar da “Japonlarla çalışmayı keselim, kendi sistemimize uyduralım bunu” dediler. Ben onu da kabul etmedim. Amacımız daha çok para kazanmak değil. Japonlara çok güveniyoruz, onlar da bize güveniyor. Amacımız iyi öğrenci çıkarmak.

Japonlarla anlaşmalarınız ne zaman oldu?

2012’nin başında geldiler. O zamandan beri merkezimiz var, öğrencilerimizin çoğu kopmadı o zamandan beri.

Burada oyunlu öğrenme mi var?

Bazı şeyler çok yanlış lanse ediliyor. Oyunla öğretmek diyorlar mesela. Burada biz anlatıyoruz velilere ve öğrencilere. Oyun olmadığını söylüyoruz. Çizgi film seyrettirerek ya da başka oyunlar ekleyerek bu öğrencilere zaman kaybettiremem. Burada nasıl öğreneceklerini ve bunun ilerde hayatlarına nasıl yarayacağını ben baştan anlatıyorum. Soroban ve anzan çalışırken eğlenecek elbette, bu farklı bir şey. Zaten çocuklar büyük hesapları yapabildiklerinde o kadar büyük mutluluk duyuyorlar ki. Her çocuk bir süre sonra 2 basamaklı iki sayıyı birkaç saniye içinde çarpıp yazabiliyor. Bu çok kısa bir süre… Sınavlarda, ilerde iş hayatında bu hızlı düşünme nasıl işine yaramasın? Soroban ile dokunsal hafızayı da kullanmış oluyorlar. Boncuklar sayesinde hafızada çok güzel yer ediyor.

Kaç öğrenciniz var?

25 öğrencimiz var. 3 grup oluyoruz. Hafta sonu yoğun oluyoruz. Haftada 3-4 gün gelmeleri gerekiyor. Sınıflara 12 kişi sığdırabiliyoruz. 40 kişiye kadar kontenjan artabiliyor.

Yaş aralığı kaç olmalı?

4 yaş çok erken mesela… Benzer kurslarda alınıyormuş, ama aslında yanlış. İlkokula başlamış çocuğu kabul ediyoruz, 14 yaşına kadar gelebilirler. 15 artık biraz geç olabiliyor. Sağ lob için yavaş yavaş kendini kapatıyor diyorlar. Yetişkin bir insan anzan’da sıkıntı yaşar, çünkü okulda öğrendiğimiz bir sistem var. Akıl ona kaçıyor.

Peki çocuklar hem okula gidiyorlar farklı bir sistem, hem buraya geliyorlar farklı bir sistem. Onların da kafaları karışmıyor mu?

Karışmıyor. Şöyle düşünün; iki kursa gidiyorsunuz, Almanca ve İngilizce. Burada da çocuk ikisini de yapıyor. Bazı öğretmenler, özellikle ilkokulda “Yazarak yapın” diyormuş mesela. Yapsın, bunda sıkıntı yok. Akıldan da yapabildiğini öğretmenleri ilerde anlayacaklar zaten. Ortaokulda falan zaten “Yazın, göreyim” demiyor öğretmenler. Burada 3 seneyi tamamlayınca çocuk tamamen buradaki sisteme göre çalışıyor ve okuldakiyle çakışmıyor. Kimse sormuyor okulda sonucu nasıl bulduğunu zaten sınavlarda. O da bilgisini ve hafızasını kullanmış oluyor.

Soroban dışında neler var merkezinizde?

“Renju” ve “Gomoku” var. Bunlar strateji ve dikkat oyunları. Go oyununa benziyor aslında. Go ekipmanlarıyla aynı, sadece tahtalar farklı. Go tahtası 19×19’dur, bu 15×15. Go oyunu, dünyada “oyunların kralı” olarak kabul edilir. Çok derin ve zor bir oyundur. Ağır ilerler. Çocuklar go oynadılar, sevdiler, fakat onun eğitimcisi olmak için sadece ona odaklanmanız gerekir. Renju zeka sporlarında satranç, Go gibi oyunların içinde go’dan hemen sonra gelendir. Japonya’da okullarda ders olarak ya Go’yu seçeceksiniz, ya Renju’yu, ya satrancı. Bunlar orada kulüp çalışması değil, zorunlu derstir. Renju, Gomoku’nun gelişmiş halidir. Çok zevkli bir zeka oyunudur. Çocuklar elektronik oyun oynuyormuş gibi zevk alıyorlar, çok tutuluyor. Biz getirdik, yaymaya çalışıyoruz.

Tahta oyunu olarak satın alınabiliyor mu?

Biz getirtiyoruz Japonya’dan orijinallerini. Çocukları gomoku ile başlatıyoruz. Kuralsızdır, algoritması çözülmüştür. Değişik taktiklerle Doğu Avrupa’da özellikle popülerleşmiş bir spor, 1 dakikaya bir oyunu sığdırıyorlar mesela. Hızlı düşünmeyi geliştiriyor. Renju çok kurallı bir oyun, Go’dan sonra ikinci. Renju’da biz Estonya’ya bağlıyız. Osaka Federasyonu’na gittik, bize yardımcı oldular. Estonya’da ustaların ustası bir hoca var Ants Soosyrv diye. Rusya’dan bir usta geldi ilk, sonra Ants geldi. Bizi çok iyi desteklediler. Çocuklara tanıttılar. Çocuklar Ants’a bayılıyor.

Yarışmalarınız var mı?

2015 Mayıs ayında Kalamış’ta Gençler Çocuklar Avrupa Şampiyonası yapıldı. Dördüncülük aldık oradan. Kadıköy Belediyesi sponsor oldu, bize salon verdiler. 5 gün sürdü. Çocuklar çok eğlendi, gelenler çok memnun kaldı. Kadıköy’de kaldılar yurtdışından gelenler de. 75 kişi falan geldi. Bence Kadıköy’e de bir katkısı oldu. Renklendirdiler biraz. Bu oyun devam ediyor. Bu sene Antalya’da olacak Dünya Şampiyonası. Çin, Kore, Tayvan, Japonya’dan 250 kişi kadar bekliyoruz. Bu oyunları da okullara tanıtmak istiyorum, belki bir kulüp gibi eklemek isterler diye ama geri dönüş alamıyorum.
Soroban bir eğitim sistemi, ama bu bahsettiğiniz oyunlar ayrı. Sadece bu oyunlara da gelebiliyor mu çocuklar, yoksa eğitimin içine mi dahil ediyorsunuz?

Renju, Gomoku haftada bir gün. Tek de gelebilirler, dahil de ediyoruz. Kendi aramızda turnuvalar yapıp oynarız, geri kalan zamanda problem çözeriz. Çok problemi vardır oyunların. Bu problemi çözmek, öngörü ve problem çözme kabiliyeti geliştiriyor. Doping gibi oluyor bu oyunlar.

Soroban eğitimi almak isteyen öğrencilerin mutlaka matematiğe yatkın olmaları mı gerekiyor, yoksa her öğrenci gelip başlasa başarılı olur mu?

Japonlar kesinlikle “Benim oğlum çok yetenekli, çok akıllı” kısmına katılmıyorlar. Herkes akıllı, herkesin yetenek ve zevkleri var. Burada bunu severek ve sıkılmadan yapmak çok önemli. İstikrar çok önemli. Haftada kaç gün geldiği çok önemli. Bunların hepsine dikkat ederlerse akılmış, zekaymış, çok fazla önemi kalmıyor. “Benim çocuğumun Allah vergisi yeteneği var” diyenler daha fazla, “Çalıştı da yaptı” ikinci planda. Halbuki “Çalıştı da yaptı” olması daha değerli. Önyargılı olmasın aileler, baştan bir Allah vergisi yetenek gerekmiyor, severek çalışırsa her çocuğun başarılı olabileceği bir konu bu…

Bir sınav var mı ilk girişte?

Hayır yok. Bakın velilerin sadece şunu bilmesi gerekiyor; burası tamamen bir Japon okulu. Japonya’da derslerde konuşulmaz, ses çıkartılmaz, aralarda konuşulmaz, başkası rahatsız edilmez. İyi yaşamak için karşımızdakinin iyiliğini, rahatını düşünmeliyiz mantıkları var Japonların.

Kültürlerindeki saygı meselesi sanırım…

Evet… Konuşma, bağırma, gezinme, oyun oynama, böyle şeyler yok burada. Burası ciddi bir yer, ciddi bir şekilde eğitim veriyoruz, veliler bunu bilsinler önce. Türk çocukları çok zeki çocuklar, bu çocukların doğru işlenmesi gerekiyor. Biz gelen çocuklarla birebir ilgileniyoruz. Çarpım tablosu mesela şimdi okullarda ritmik sistemle öğretiliyor. Biz ezberle öğrenmiştik. Nasıl bir aikido’ya, judo’ya gönderdiklerinde Japon sistemiyle karşılaşacaklarsa, burada da onunla karşılaşacaklarını bilsinler.

Kültürünü de almış oluyorlar sanırım o zaman…

Evet, daha doğrusu disiplini öğreniyorlar. Bağırma çağırma yok. Ne çocuk bağıracak, ne de o zaman öğretmen bağıracak. Dersi anlattık geçtik diye bir şey de yok burada, birebir ilgi ve eğitim var.

Origami de mi var sizde? Bu yine bizim kültürde bilinen bir sanat…

Evet, eşim yaptırıyor. Türkiye’de bunu da doğru yapan çok az kişi var. Televizyonlarda bildiğimizden çok ileride tabii bizimki. Eşim yaptığı eserlerin kağıtlarını bulamıyor ve kendisi yapıyor. Kağıdı boyuyor, içine aliminyum ekliyor, yapıştırıyor, kuruyor vs… 240, 350 katlamalı şeyler var, mesela tarantula. Öğrenmek isteyenin yaşına göre seviye de değişiyor tabii. Buna her yaştan insan gelebiliyor. Origami küçük çocuklarda çok önemli. Geometri ve hayal gücünü birleştiren bir şey. Bir kağıttan neler çıkarabiliyorlar. Hayal gücü ve matematik bilgisi kazandırıyor, bunun da okullarda zorunlu olması lazım. Çocuklara erken yaşta tablet vereceklerine keşke bunlarla eğitseler.

Kadıköy’de yaptığınız başka etkinlikler var mı?

Evet, bazı atölyeler yapıyoruz. Cafe Dört Kadıköy’de, Atölye Hangart’ta yapıyoruz. Çok keyifli geçiyor, ayda bir yapıyoruz.

Programlarınıza nereden ulaşabiliriz?

Facebook sayfamızdan ulaşabilirsiniz: www.facebook.com/TenshiJyuku

Tablet oyunlarında da aslında bu tarz oyunlar var, mesela Mahjong…

Onu oynayabilirler evet. (kahkahalar) Bizde de Mahjong olacak bu arada. Masa üzerinde 4 kişi oynayacak. Tabletlerde gomoku, anzan programları da var. İlla tablet kullanacaklarsa onlara baksınlar. Sürekli Angry Birds oynamasınlar.

Yurtdışı ile başka yarışmalar olacak mı?

Evet, turnuvalar, yarışmalar olacak. Mahjong için de olur sanırım. Soroban’da Japonlar çok iyi. Bizim birinci Kyu seviyesinde 4 öğrencimiz var. Japonya’dan başka rakibimiz de yok. Yetişkin seviyesinde kimse çıkmaz bizden, çocuk seviyesinde de çok geniş kapsamlı yarışma olmaz. Şubat tatilinde Estonya ve Finlandiya’ya gideceğiz. Finlandiya eğitim sistemi en iyisi diyorlar, halbuki Güney Kore’dir. Biraz araştırma yapmak lazım. Uzakdoğu ülkelerinin başarısı disiplinden geliyor. Finlandiya’nınki çok rahat. Estonya’daki okulları da ziyaret edeceğiz. Kötülemiyorum elbet, onlarla da ortak çalışmalar oluyor, ama en iyisi diyemeyiz.

Oyunlara yetişkinler katılabiliyor mu?

Tabii, cafelerde de merkezimizde de oynuyor gençler mesela. Renju turnuvasında dünya şampiyonasında 25 yaşa kadar oyuncu kabul edilecek.

Buraya başlayan çocuk ne kadar süreli bir programa devam etmiş oluyor?

Japonya’da soroban 4 senelik bir eğitim. Bizde 4. senesine gelen 4 üyemiz var sadece. Onlar çok memnunlar. Ama bizde toplamda 3 sene aslında. Bizde bir de oyuncak var, Kendama… Spor diye de geçebilir. Denge, gözlem, elin koordineli çalışması gibi faydaları olan bir oyuncak. “Kendamaturk.com”dan bakılabilir. Çok eski bir oyuncak. 11-12 yaş ve üzeri kullanabiliyor. Yetişkinler de seviyor. Amerika’da korkunç seviliyor. Turnuvaları var. Amerika ve Batı Avrupa’da özellikle. Biz Japonya’dan onaylı getirtiyoruz. Çin’de yok mesela, materyalleri çok kaliteli. Zevkli de bir oyun, mutlaka sitedeki videolara bakın. Ders çalışma esnasında ara verdiğinde de öğrenciler bunu kullanarak kafa boşaltabilirler.

Sipariş edilebiliyor mu internetten?

Kesinlikle. Kendama 90 TL civarında.

Okulunuzun ücretleri nasıl?

Japonya ile dolar üzerinden çalışıyoruz. Haftada 3-4 gün ders, ortalama aylık 100 dolar’a geliyor. Ama indirimler olabiliyor. 3 aylık 800-850TL oluyor. Renju, dışardan gelen öğrenciler için aylık 150 TL. Soroban ile birlikte alıyorsa 50 TL’ye düşüyor. Origami aylık 100 TL. O da birlikte alınırsa indirimli oluyor. Kendama’nın kursu yok, videolarla kendilerini geliştirebilirler.

Çocuklar soroban’larını eve götürüp çalışıyorlar mı?

Hayır burada kalıyor, başlangıç seviyesinde ev ödevi de vermiyoruz zaten. 3 ayda bir Kyu sınavlarına girerler. Her ay da deneme sınavı yapıyoruz. Çünkü Japonya’ya sınav ücreti ödeniyor. Çocuk hazır değilse boşuna ödenmemesi için deneme sınavları faydalı oluyor. Japonya Federasyonu’nun hazırladığı renkli kitapları var. Hangi parmaklarını kullanacakları bile var burada, dokunma çok önemli Japonya’da. Parmaklarınız dışardaki beyninizdir diyorlar.

Daha önce konuşurken Kendo sporu ile bir kardeşliğimiz var demiştiniz, ondan bahseder misiniz?

Kadıköy’de Katsuninkan Kendo Kulübü var, Kadıköy Kız Lisesi’nde. Biz kızımızı güvenle verdik. Büşra Hoca ve Can Hoca çok güzel bir çevre oluşturmuşlar. Hafta sonları çocuklara eğitim veriyorlar. Hafta içi ve hafta sonu ise gençlere ve yetişkinlere… Eğitim çok güzel, fiyatlar da uygun. Onlar da Japonya ile bağlantıdalar. Onun da internet sitesi var: www.katsuninkan.com Kızımız 6 aydır gidiyor, çok memnunuz. Japonya’da spor olarak Judo, Kendo ya da yüzme bunlar da zorunludur, birini seçersiniz. Önemli sporlardır; disiplin, ruhsal gelişme. Biz öğrencilerimizi yönlendiriyoruz, onlar da gidiyorlar. Bizi tamamladıklarını söyleyebilirim.

Tehlikeli bir spor değil mi?

Zırhlar çok özel hazırlanmış. Kaza oranı çok düşük Japonya’da biliyorsunuz; şiddet, suç da öyle… Japonya’dan daha gelişmiş bir yer görmedim; teknolojik olarak, ülke olarak, her açıdan. Saygı, terbiye, düzen, temizlik, rahatlık… Kaos yok. Kendo’ya aileler çocuklarını gönül rahatlığıyla verebilirler. Yüzmede bile olabilir sakatlık, futbolda ayağını bile kırabilir, ama Kendo’nun böyle bir durumu yok. Başta bir bağırmaları vardır, o da diyafram açmak içindir. “Farklı bir dünya ve felsefenin içine gireceksin, rahat ve cesur ol” demeleri lazım ailelerin çocuklarına. Aman çocuğum korkuyor diye sakınmamak lazım, biraz cesaret vermek lazım.

Kendo için en küçük yaş nedir?

7’den itibaren her yaş olabiliyor.

Başka oyunlarınız var mı merkezde?

Hanafuda var, ayatori var.  İnternetten araştırabilirsiniz. Japonya’dan birçok oyunu getirteceğiz. İnternet mağazası açacağız. Origami kağıtları, sorobanlar, ne ihtiyaçları varsa alabilecekler.

Hiç bilmediğimiz bir dünyayla ilgili çok güzel bilgiler aldık, çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim…

sporvitrini

Hakkında Melis Zararsız

Bir yorum

  1. KOLAY GELSİN MERT BEY. ÖNCELİKLE SİZİN ADINIZA SONRA DA ÜLKEMİZ ADINA GURUR DUYDUM. BENİM 7 YASINDA 1. SINIF BİR OĞLUM VAR. DİKKAT DAĞINIKLIĞI VE KONSANTRASYON BOZUKLIĞU SORUNUMUZ İLE İLGİLENİRKEN ZEKA OYUNLARINA OLAN İLGİSİ DİKKATİMİ ÇEKTİ. BİZ ANTALYADAYIZ. SİZİN OKULUNUZA GELMEK İMKANSIZ. BEN DE HEP JAPONLARIN BU SİSTEMİNE İMRENİRDİM. SİZDEN BİZİM GİBİ UZAKTAKİLERE YARDIMCI OLMANIZ VE YOL GÖSTERMENİZİ RİCA EDİYORUM . LÜTFEN….. BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUM. SAYGILAR 0533 745 05 71 ECZ.GÜLŞEN ONUR

Bir Cevap Yazın

x

Check Also

Zeki Balı

Bir başarı hikayesi; Zeki Balı

Başarı, hayal kurarak ve çok çalışarak gerçekleşir. Hedefleyerek, azimle hayallerinin peşinden koşmak! Türkiye’de bunun en iyi örneklerinden otomotiv ...